BASINA VE KAMUOYUNA
21.02.2026


BASINA VE KAMUOYUNA

Sayın Bakanım,

Mübarek Ramazan ayının milletimiz, devletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara, birlik ve beraberliğe vesile olmasını temenni eder; zat-ı âlinizin ve eğitim camiamızın Ramazan-ı Şerif’ini en kalbî duygularımızla tebrik ederiz.

Ramazan ayı vesilesiyle, 81 ilimize gönderdiğiniz talimat doğrultusunda okullarımızda uygulanacak olan “Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinlikler; millî eğitim sistemimizin değer temelli ve insan merkezli yaklaşımının güçlü bir tezahürü olmuştur. Geleceğimizin inşasında millî ve manevî değerlerimizin korunması ve yaşatılması en temel sorumluluklarımızdan biridir. Zira ahlaklı, erdemli ve insanlık tarihine faydalı bireylerin yetişmesinde manevî değerlerin katkısı son derece belirleyici ve vazgeçilmezdir. Bu anlayış aynı zamanda kökleri tarihsel birikimimize dayanan güçlü bir medeniyet tasavvurunun eğitim yoluyla yeniden ihya edilmesi anlamına gelmektedir.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hayata geçirilen bu anlamlı çalışma; öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeyi, yardımlaşma ve dayanışma duygularını pekiştirmeyi, adalet, merhamet, sorumluluk ve vatanseverlik gibi millî ve manevî değerleri içselleştirerek davranışa dönüştürmelerini hedeflemesi bakımından son derece kıymetlidir. Eğitim sürecinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığı; karakter inşası, ahlaki olgunluk ve toplumsal sorumluluk bilincinin kazandırılmasıyla gerçek anlamına kavuştuğu izahtan varestedir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu veciz ifadeyle dile getirmiştir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” Bu yaklaşım, eğitimde hem aklî hem de manevî boyutun birlikte ele alınmasının, sahih ve dengeli bir şahsiyet inşası için zaruri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Çocuklarımızın ve gençlerimizin küçük yaşlarda kuvvetli bir ahlaki ve imani terbiye ile yetişmemeleri hâlinde, ilerleyen yaşlarda bu kıymetli değerleri hayatlarına tam anlamıyla yansıtabilmelerinin güçleşebileceği şüphe götürmez bir gerçektir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri ‘’Bir çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Âdetâ gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer.’’ ifadesi meselenin önemini izah etmektedir. Ayrıca talebeleri Bediüzzaman Said Nursî’in gençliğin iffet ve istikameti için çabalarını şöyle ifade etmişlerdir: “Eski Harb-i Umûmî’de Rusya’daki esâretinde anlamış ki, ma‘nevî tahrîbât ile gençleri ifsâd eden tehlike memleketimize de gelecek diye telaş edip, bütün kuvvetiyle o vakitten beri tahrîbât-ı ma‘nevîyeye bir siper olmak için, Gençlik Rehberi gibi çok eserler yazdı. Kur’ân-ı Hakîm’in derslerini neşretti. Lillâhi’l-hamd pek çok gençleri kurtarmaya vesîle oldu.” Bu sebeple erken yaşlarda verilen değer eğitimi, yalnızca bireysel gelişimin değil, toplumsal istikbalin de en mühim teminatıdır. Nitekim ahlaki, millî ve manevî değerlere dayalı bu tür faaliyetler; yalnızca gençlerimizin şahsi gelişimine değil, aynı zamanda milletimizin huzuruna, toplumsal barışın güçlenmesine ve devletimizin emniyet ve istikrarına da doğrudan katkı sunmaktadır. Değer temelli bir eğitim anlayışının hâkim olduğu toplumlarda birlik ve beraberlik duygusunun pekiştiği, sosyal dayanışmanın arttığı ve uzun vadede son derece olumlu neticelerin elde edildiği tarihsel tecrübelerle de sabittir.

Gençlerin sahip çıktığı vatan ilelebet devam eder. Mehmet Âkif’in ifadesiyle: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır. Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır!” dedikten sonra “Bizi kim kurtaracak, var mı ki bir başka nesil?” diye sorar. Sonra cevap verir. “Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek” der. İşte bu çalışmalar, Türkiye Yüzyılı vizyonunun temelini oluşturan; kendi değerleriyle barışık, köklerinden güç alan, evrensel ölçekte söz söyleyebilen ve insanlığa fayda üretmeyi ilke edinmiş bir nesil idealinin eğitim alanındaki somut yansımasıdır.

Ramazan ayının manevî iklimini eğitim ortamlarıyla buluşturan; okul-aile iş birliğini güçlendiren, gönüllülük esasına dayalı ve insan onurunu gözeten bu uygulamanın, gençlerimizin karakter inşasına ve toplumsal dayanışma ruhunun güçlenmesine vesile olacağına yürekten inanıyoruz. Millî ve manevî değerlerle yoğrulmuş bir gençliğin; sadece ülkemizin değil, insanlığın ortak geleceğine de katkı sunacağı kanaatindeyiz. Böyle bir gençlik, medeniyetimizin birikimini geleceğe taşıyan ve Türkiye Yüzyılı’nı yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir değerler yürüyüşü hâline getiren en güçlü teminat olacaktır.

Bu vesileyle; millî ve manevî değerler ekseninde güçlü nesiller yetiştirme hedefi doğrultusunda ortaya koyulan bu vizyoner çalışmada öncülüğünüz ve liderliğiniz için zat-ı âlinize; başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletimizin ilgili tüm erkânına şükran ve takdirlerimizi arz ederiz.

Diyarbakır Hazreti Süleyman Eğitim Vakfı (HASEV) olarak, değer odaklı maarif anlayışını destekleyen her türlü çalışmanın yanında olduğumuzu ifade eder; “Maarifin Kalbinde Ramazan” etkinliklerinin ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz olan evlatlarımız için hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.

Saygılarımızla arz ederiz.

 

Diyarbakır Hazreti Süleyman Eğitim Vakfı (HASEV)


Fotoğraf Galerisi