Sayın Bakanım,
Mübarek
Ramazan ayının milletimiz, devletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara, birlik
ve beraberliğe vesile olmasını temenni eder; zat-ı âlinizin ve eğitim
camiamızın Ramazan-ı Şerif’ini en kalbî duygularımızla tebrik ederiz.
Ramazan ayı vesilesiyle,
81 ilimize gönderdiğiniz talimat doğrultusunda okullarımızda uygulanacak olan
“Maarifin Kalbinde Ramazan” temalı etkinlikler; millî eğitim sistemimizin değer
temelli ve insan merkezli yaklaşımının güçlü bir tezahürü olmuştur.
Geleceğimizin inşasında millî ve manevî değerlerimizin korunması ve yaşatılması
en temel sorumluluklarımızdan biridir. Zira ahlaklı, erdemli ve insanlık
tarihine faydalı bireylerin yetişmesinde manevî değerlerin katkısı son derece
belirleyici ve vazgeçilmezdir. Bu anlayış aynı zamanda kökleri tarihsel
birikimimize dayanan güçlü bir medeniyet tasavvurunun eğitim yoluyla yeniden
ihya edilmesi anlamına gelmektedir.
Türkiye
Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hayata geçirilen bu anlamlı çalışma;
öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeyi, yardımlaşma ve dayanışma
duygularını pekiştirmeyi, adalet, merhamet, sorumluluk ve vatanseverlik gibi
millî ve manevî değerleri içselleştirerek davranışa dönüştürmelerini
hedeflemesi bakımından son derece kıymetlidir. Eğitim sürecinin yalnızca bilgi
aktarımından ibaret olmadığı; karakter inşası, ahlaki olgunluk ve toplumsal
sorumluluk bilincinin kazandırılmasıyla gerçek anlamına kavuştuğu izahtan
varestedir. Nitekim Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati şu veciz ifadeyle dile
getirmiştir: “Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u
medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile
talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup,
ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” Bu yaklaşım, eğitimde hem aklî hem
de manevî boyutun birlikte ele alınmasının, sahih ve dengeli bir şahsiyet
inşası için zaruri olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Çocuklarımızın
ve gençlerimizin küçük yaşlarda kuvvetli bir ahlaki ve imani terbiye ile
yetişmemeleri hâlinde, ilerleyen yaşlarda bu kıymetli değerleri hayatlarına tam
anlamıyla yansıtabilmelerinin güçleşebileceği şüphe götürmez bir gerçektir.
Nitekim Bediüzzaman Hazretleri ‘’Bir
çocuk, küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imanî alamazsa, sonra pek zor
ve müşkül bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna
alabilir. Âdetâ gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek
derecesinde zor oluyor, yabani düşer.’’ ifadesi meselenin önemini
izah etmektedir. Ayrıca talebeleri Bediüzzaman Said Nursî’in gençliğin iffet ve
istikameti için çabalarını şöyle ifade etmişlerdir: “Eski Harb-i Umûmî’de Rusya’daki esâretinde anlamış ki, ma‘nevî
tahrîbât ile gençleri ifsâd eden tehlike memleketimize de gelecek diye telaş
edip, bütün kuvvetiyle o vakitten beri tahrîbât-ı ma‘nevîyeye bir siper olmak
için, Gençlik Rehberi gibi çok eserler yazdı. Kur’ân-ı Hakîm’in derslerini
neşretti. Lillâhi’l-hamd pek çok gençleri kurtarmaya vesîle oldu.” Bu
sebeple erken yaşlarda verilen değer eğitimi, yalnızca bireysel gelişimin
değil, toplumsal istikbalin de en mühim teminatıdır. Nitekim ahlaki, millî ve
manevî değerlere dayalı bu tür faaliyetler; yalnızca gençlerimizin şahsi
gelişimine değil, aynı zamanda milletimizin huzuruna, toplumsal barışın güçlenmesine
ve devletimizin emniyet ve istikrarına da doğrudan katkı sunmaktadır. Değer
temelli bir eğitim anlayışının hâkim olduğu toplumlarda birlik ve beraberlik
duygusunun pekiştiği, sosyal dayanışmanın arttığı ve uzun vadede son derece
olumlu neticelerin elde edildiği tarihsel tecrübelerle de sabittir.
Gençlerin
sahip çıktığı vatan ilelebet devam eder. Mehmet Âkif’in ifadesiyle: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır.
Sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır!” dedikten sonra “Bizi kim kurtaracak, var mı ki bir başka
nesil?” diye sorar. Sonra cevap verir. “Asım’ın
nesli diyordum ya nesilmiş gerçek” der. İşte bu çalışmalar, Türkiye Yüzyılı
vizyonunun temelini oluşturan; kendi değerleriyle barışık, köklerinden güç
alan, evrensel ölçekte söz söyleyebilen ve insanlığa fayda üretmeyi ilke
edinmiş bir nesil idealinin eğitim alanındaki somut yansımasıdır.
Ramazan
ayının manevî iklimini eğitim ortamlarıyla buluşturan; okul-aile iş birliğini
güçlendiren, gönüllülük esasına dayalı ve insan onurunu gözeten bu uygulamanın,
gençlerimizin karakter inşasına ve toplumsal dayanışma ruhunun güçlenmesine
vesile olacağına yürekten inanıyoruz. Millî ve manevî değerlerle yoğrulmuş bir
gençliğin; sadece ülkemizin değil, insanlığın ortak geleceğine de katkı
sunacağı kanaatindeyiz. Böyle bir gençlik, medeniyetimizin birikimini geleceğe
taşıyan ve Türkiye Yüzyılı’nı yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda bir
değerler yürüyüşü hâline getiren en güçlü teminat olacaktır.
Bu vesileyle;
millî ve manevî değerler ekseninde güçlü nesiller yetiştirme hedefi
doğrultusunda ortaya koyulan bu vizyoner çalışmada öncülüğünüz ve liderliğiniz
için zat-ı âlinize; başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep
Tayyip Erdoğan olmak üzere devletimizin ilgili tüm erkânına şükran ve
takdirlerimizi arz ederiz.
Diyarbakır
Hazreti Süleyman Eğitim Vakfı (HASEV) olarak, değer odaklı maarif anlayışını
destekleyen her türlü çalışmanın yanında olduğumuzu ifade eder; “Maarifin
Kalbinde Ramazan” etkinliklerinin ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz olan
evlatlarımız için hayırlara vesile olmasını temenni ederiz.
Saygılarımızla
arz ederiz.
Diyarbakır Hazreti Süleyman Eğitim Vakfı (HASEV)